logo

Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır Mı?


Murat ŞİT
muratsit@gmail.com

“Su gibi aziz ol” adlı bir önceki yazımızda sudan, suyun ilginçliklerinden bahsetmiştik.  Mesela her şey yerçekimi kuralına uyuyorken, her ne kadar akan su, göl, deniz, okyanus suları yerçekimine uygun hareket ediyor olsa da buharlaşan su, ağaçların, çimlerin ve çiçeklerim topraktan kökleri vasıtasıyla emerek aldığı su, yer çekimine aykırı davranarak bitkinin dalına, yaprağına ve çiçeğine kadar yükselmektedir.

Yine her bir madde ısındığında yada ısıtıldığında genleşip büyümesine, soğutulduğunda ise büzüşüp küçülmesine rağmen; su tam tersi bir özellik sergileyerek ısıtıldığında küçülmekte, soğutulduğunda ise hacmi genişleyip artmakta olduğundan bahsetmiştik.

Suyun elbette birçok ilginç özelliği vardır. Ancak, bahsetmek istediğim ilginç olan bir başka özelliği ise şudur; gerek yağmur olarak yeryüzüne inen suyun her bir damlacığı olsun ve gerekse suyun katı hali olan kar tanelerinin olsun her bir tanesi bir birine benziyor olsa da hiçbir tanesinin diğeri ile aynı olmadığı hususu ilginçtir. Ancak ilgin olmasının yanında bir o kadar da mucizevî bir şeydir.

Suyun bu mucizevî özelliği bana insanların parmak uçlarının bir birine çok benziyor olmasına rağmen aynı olmayışı hususunu hatırlattı. İlk insandan bugüne kadar yaşamış tüm insanların parmak uçları birbirinden farklıdır.  İnsan parmak uçlarının birbirinden farklı olduğunun anlaşılmaya başlandığı 1850’lerden beri her insanın parmak ucu adeta kendisinin kimlik kartı olmuştur. Hatta kimlikte hata olur belki ancak parmak ucunda yanılma yoktur. Konu buraya gelmişken parmak uçlarındaki bu mucizevî durum Allah’ın kitabında şöyle ifade edilmektedir: “ insan kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor. Evet, Bizim onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter” ( Kıyame Suresi:3-4).

Parmakların bütün incelikleri bir nevi parmaktaki bütün sır onun uçlarındadır. Parmaklarda ve parmak uçlarındaki sanat, dokunma duyusu, dokunma duyusuna ait bu duyarlılık kısacası bu mucize parmakların uçlarında gizlidir. Onun için bir işin kime ait olduğunu ifade için:  bu işte filancanın parmağı var, deriz.

Elbette ki bu da başka bir mucize ancak, bu günkü yazımda ne yeryüzüne inen milyarlarca sayıda yağmur damlalarının hakeza aynı şekilde ne yağan milyarlarca sayıdaki kar tanelerinin ne de dünya üzerinde  yaşayan yedi milyardan fazla insanın her birinin parmak uçlarının birbirinin aynı gibi görünse de hiç birinin parmak ucunun bir başkasıyla aynı olmadığından da bahsetmeyeceğim.

Ben bugün güzel sözün etki gücünün ya da tesir gücünün üstünde durmaya çalışacağım.  Denilebilir ki ne alaka sudan başladın sözün tesir gücüne atladın.

Bu dönemin başında okullarımızda görevlendirdiğimiz ücretli öğretmenlere yönelik bir program düzenlemiştik.  O programda öğretmen arkadaşlarıma bir selamlama konuşması yapmıştım. Peygamber efendimizin: “ Güler yüz, Güzel Söz Sadakadır” Hadisi şerifinden hareketle arkadaşlarıma da okul idarelerine, birbirlerine, öğrencilerine ve velilerine iyi davranmaları; güler yüzlü olup güzel sözler söylemelerini tavsiye eden bir konuşma yapmıştım.

Hani insan bir programda konuşma yapacağı zaman eğer konuşmasını kâğıda dökmemişse irticalen konuşacaksa sahneye çıkmazdan önce neylerden bahsedebilirim diye konuşacağı ana başlıkları zihninden geçirir.  Ancak sahnede konuşma esnasında sahnede olmanın, bütün gözlerin konuşmacının üzerinde olmanın verdiği haleti ruhiye ile bazen heyecandan konuşacaklarının bazılarını yaparken bazılarını da unutur.

İşte o gün güzel söz söylendiğinde sadece insan değil, suya bile söylendiğinde suyun da söylenen güzel yada kötü sözden etkilendiğinden bahsetmek istemiştim. Ancak insana söylenen kısmını ifade ederken suya söylendiğinde suyunda söylenen sözden, tavır ve davranışlardan etkilendiğini kısmını unutmuştum. Bugün  sözün insana söylendiğinde nasıl etki gücü varsa suya söylendiğinde suya da tesir ettiği hususuna değinmek istiyorum.

Bir Japon araştırmacı olan Masaru Emoto suyun üzerinde yaptığı bir araştırmada çektiği su fotoğrafları ile dünyada büyük bir yankı uyandırır.  2004 yılında Türkçeye çevrilen ve Türkçesi  “Suyun Gizli Mesajı “ adlı kitabında eksi beş derecede dondurulmuş su örneklerini çekebilme özelliğine sahip fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğraflarda insan eli değmemiş suların çok güzel olduğunu ancak musluk sularının yada kirli su kaynaklarında alınan suların çekilen fotoğraflarının çok bozuk kristal görüntülerde olduğunu tespit eder.

Araştırmalarını derinleştiren Dr. Emoto: suyun ve su moleküllerinin insanın ağzından çıkan sözlerden hatta insanın duygu ve düşüncelerinden de etkilendiğini ortaya koymuş.

Suyun güzel yada kötü sözlerden, dinlettirilen müzikten, insanın o anki hissedilen duygu ve düşüncelerinden hatta ve hatta suya gösterilen görüntülerden dahi etkilendiğini ve değişim gösterdiğini çektiği fotoğraflarla ve fotoğraflarda ki görüntülerle ortaya koymuş.

Tam da burada aklıma hemen peygamber efendimizin suyu içmeden önce besmele çekmemizi tavsiye eden hadisi şerifi geldi aklıma. “Su içerken Besmele çek, bitince de Elhamdulillah de ve üç nefeste için!”

Murat ŞİT
Eğitimci / Yazar

Etiketler: » »
Share

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Minik Öğretmenlerimizi Duyalım

    26 Ocak 2020 Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet, Rehberlik

    Anne baba olmak çok güzel ve kutsal olmasının yanı sıra çok zorlu bir yoldur. Bu yolda bizim en iyi öğretmenlerimiz aslında çocuklarımızdır. Evet, bu bize inanılmaz gelsede, anne baba olmayı çocuklarımız öğretir bize. Bu yazıyla minik öğretmenlerimize nasıl kulak vereceğimizin yolculuğunu kısmen de olsa birlikte yürümek istiyorum.Değerli Dostlar,Anne baba olmak çok güzel ve kutsal olmasının yanı sıra çok zorlu bir yoldur. Bu yolda bizim en iyi öğretmenlerimiz aslında çocuklarımızdır. Evet, bu bize inanılmaz gelsede, anne baba olmayı...
  • 3 Bilinmeyenli Denklem

    21 Ocak 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet, Teknoloji

    X,Y,Z… Latin alfabesinin son harfleri… İnsan neslinin de son 3 kuşağı…3 bilinmeyenli çözülmesi zor bir problem gibi insan neslinin de anlamlandırması güç son 3 kuşağı… Hele bir de öyle bir kuşak var ki ailenin son şımarık çocuğu gibi o da tabiri caizse neslin en son şımarığı: Z kuşağı…2000 ve sonrası dünyaya gelenler…“Dijital/kristal kuşak”…       Anne babaları tarafından saçlarına bir tek yağmur damlası düşürülmeyen; iki adımlık mesafelere arabayla götürülen; “susadım” bile demeden ağızlarına su şişesi dayatı...
  • Soğuk Beyazın Şehri Sarıkamış: 1

    13 Ocak 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Kültür-Sanat, Manşet

    Geçen yılda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzü temsilen katıldığımız Sarıkamış Şehitlerini anma programına bu yıl da okullarımızda görev yapan okul müdürü ve müdür yardımcılarından oluşan bir ekip ile katılmak nasip oldu.Evlere bak ne kadar küçük Sabiha Gökçen’den bindiğimiz uçağımız Kars’taki Harakani Havaalanına inecekti. İnişe geçmeye yakın geçtiği anonsta Kars’ta havanın - 14 derece olduğu bilgisini veriyordu. Bulutların içinden çıktıktan sonra arka koltukta oturan bayan yolcu yanında oturan muhtemelen eşi olan yolcuya ‘Evlere bak ne k...
  • Eğitimin Lokomotifleri

    02 Ocak 2020 Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet

    Her alanda olduğu gibi eğitimde de Lokomotifler olmalı ve bu Lokomotif ler çağın gereksinimlerini karşılayabilecek donanıma sahip olmalıdırlar. Lokomotif ne kadar güçlüyse vagonların taşıyacağı yük de ona göre olur. Hatta bu Lokomotifler öyle çağdaş olmalı ki neyi taşıdığını, nereden taşıdığını, nereye taşıyacağını çok iyi bilmelidirler. Şimdi asıl sorumuza gelelim.Kimdir bu eğitimin lokomotifleri?Gerek eğitim camiasına gerekse eğitim camiasının dışan kalanlara sorun büyük bir ihtimalle aynı cevabı alırsınız. Siz okuyucularımızın da şu ...