logo

    Suriye İzlenimleri – 2


    Murat ŞİT
    muratsit@gmail.com
    Tam biz cilvegözü gümrük kapısını geçince Bir arkadaşımız biz bugünkü gezeceğimiz yerlerde Suriye polisi ya da askeri görecek miyiz diye sordu. Rehber yaklaşık bir dakika sonra göreceksin dedi. Hakikaten dakikayı bulmadan ÖSO’ya ait Rehberin ifadesi ile “Enkaz Hükümeti” ne ait polisler gördük. Virajdan dönüşümüzü alınca da Suriye gümrüğüne vardık.

    Kimliklerimiz bizden alınarak yerine ziyaretçi kartları verildi. Rehberimiz yol boyu anlatıyor: buralarda hiç bir kural yok. Buradaki en büyük kural kuralsızlıktır, diyor.Fotoğraf çekmememiz noktasında uyarılıyoruz. Özellikle de askerlerin olduğu yerlerde.
    – Suriye’de çadır kentlerde yaşayan yetim çocuklar
    Kim Bir Yetimin Başını Okşarsa, Elinin Değdiği Her Kıl İçin Kendisine Sevap Verilir
    Suriye’deki tek merkezi sistem ile ısıtmalı sistem olan yer İHH’nın İdlip’teki çadır kenti ziyaret ettik. Çadır kentte 40 tane yetimin Kur’an Eğitimi aldığı yurdu gezdik. 40 tane yetim. Rehber eşliğinde yurdun içini gezdik. Yatakhanelerini görünce üniversiteyi okuduğumda Yurt Kur’da kaldığım yıllarda var olan ranza sistemini gördüm. İki katlı demir ranza sistemi… Yurtta yerlerde halı, kilim, sergi falan yok. Sonra çocukların toplu bulunduğu salona geçtik. Bu yetim çocukları biraz sevip, başlarını okşamak istedik. Çünkü Peygamber Efendimiz yetimleri çok sever, onlara kol kanat gererdi. Sahabeye de yetimlere iyi davranılmasını ve haklarının korunmasını emrederdi. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadisi şerifinde: şöyle dediğini biliyorduk.  “Kim bir yetimin başını Allah rızası için okşarsa, elinin değdiği her kıl için kendisine sevap verilir” diye buyurmuştur. Bir başka hadisinde de: “Yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimseyle ben cennette işte böyle (iki parmağıyla göstererek) yan yanayız” buyurmuştur.
    Yurtta kalan bu 40 yetimi biraz sevmek başlarını okşamak, onlarla oyun oynamak ve biraz sevindirmek istedik. Çocukların gözleri donuk bakıyor. Dokunup saçlarını okşadığın zaman gözlerinin içi gülüyor. Dokunduğunda kedinin kendini sevdirmesi gibi kendilerini sevdirmeye başlıyorlar. Ama nasıl da sevgiye muhtaçlar. Bazılarına ilgi ve sevgi gösterdiğimizde çok güzel sevinip mutlu oluyorken içlerinden birkaç tanesi hiç oyunlara dâhil olmadıkları gibi sanki hayata küsmüş ruhsuz gibiydiler. Belli ki savaşın travmasını yaşıyorlardır. Kim bilir belki de anne ve babaları gözlerinin önünde öldü ya da öldürüldüler.
    – İHH’nın kurduğu çadırlarda yaşayan aileleri ziyaret ettik
    Sonra İ.H.H’nın kurmuş olduğu  “Çadır Kentte” barınan aileleri ziyaret ettik. Gözlerimize inanamıyorduk. Şok geçiriyor ve hayretler içinde kalmıştık. Yaşadıklarına hayat denir mi bilemiyorum. Belki hayattalar ama buna yaşıyor denmez. Yaşam ile ölüm arası bir çizgideler. Ölmemişler belki ama hayatta da sayılmazlar…
    Çadır kentte yaşayanlara bakıyoruz. Bir de Türkiye geliyor aklımıza. Biz Türkiye de evimizde kullandığımız eşyaların, malzemelerin az biraz eskiyince değiştirme – yenileme derdine düşüyoruz. Evimizde kullandığımız koltuklar, perdeler biraz yıpranınca yenisini almak; bir üst model telefonlar çıkınca hemen telefonumuzu yenilemek hatta imkânlar dâhilinde arabamızı evimizi yenilemenin derdine düşüyoruz. Ama burada bunların hiç birine imkân yok. Bırak imkânlarının olması hayalini dahi kuramazlar.  Çünkü bir şeyin hayalini kurmak için o şeyi ya görmek lazım, ya duymak lazım, ya da okumuş olmak lazım. Burada bunların hiç biri yok… Burada hayatta kalmanın savaşı veriliyor.
    – Kurulan çadır kentlerde yaşayan ailelerden birine ait bir mutfak
    Elektrik yok, Su yok, Ekmek Yok
    Türkiye’de Hiç kimse demesin ki niye benim şuyum yok, buyum yok. Burada hiçbir şey yok.
    Hiç bir yerde elektrik yok. Su yok. Su tankerlerle taşınıp evlere dağıtılıyor. Elektrik olarak ta bazı çadırlarda araba akülerinden var. Kutup başlarına kablo bağlanarak elektriğinden faydalanılıyor. Ekmek yok. Ekmek için Türkiye’de toplanan yardımlar dolayısı ile un geliyorsa İHH’nın fırınlarında ekmek yapılıyor ve çadır kente yaşayanlara ekmek dağıtılabiliyor. Ancak burada ilginç bir şeye şahit oluyoruz. O da şudur: Türkiye’de yaşanan seçim dolayısı ile Suriyelilerin seçim propagandası haline getirilmesi Suriye’ye giden yardımları olumsuz etkilemiş. Yardımlar da azalma olmuş. Hatta durma noktasına gelmiş olduğuna şahit oluyoruz.
    Murat ŞİT – Eğitimci/Yazar

    Etiketler: » »
    Share

    İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

    • Teknolojiden Kurtulmayı Başaran Bayramlarımız…

      24 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet, Teknoloji

      Yaşanan her şeyin bir nedeni varmış meğer. Hiçbir sıkıntı sebepsiz değilmiş. Bayramlaşmayı unutup tatile dönüştürmüştük oysa. Arayıp sesimizi duymak yerine toplu mesajla ne de kolay çözüyorduk bu sorunu. Ne de olsa teknoloji var ne de olsa bunlar eski kültürden kalma formalitelerdi. Ve modern dünyanın gündeminde bile değildi. Birden bir şey oldu. O kültür bu kültür diye ayırt etmeden birden ışıklar söndü. Hayat yavaşladı. Koca dünyaya sığdıramadığımız hayatı eve sığdırmayı zorla da olsa başardık. Kimimiz 600 m2 ye kimiz 60 m2 ye.. ama çok büyü...
    • Gelin bir çocuğun kalbine girelim

      14 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet

      Ramazan ayının 15. günü Dünya Yetimler Günü. Her ne kadar Ramazan ayını bu yıl Korona Virüsün gölgesinde sönük olarak geçirsek te, Ramazanın simgesi olan Teravih namazları kılınmasa da, Müslümanların cem olduğu toplandığı, toplu kıldıkları namaz olan Cuma namazları kılınmasa da oruçlar tutulmakta ve Ramazanın manevi atmosferi hissedilmeye çalışılmaktadır.Dün başladığımız Ramazanın bu gün 15. günü olmuş. Günler su gibi akıp gitmekte. Ramazanın 15’i olunca “Dünya Yetimler Günü” geldi aklıma. Dünya Yetim Günü nasıl belirlendi?2013 yılın...
    • Bilmez Beni

      14 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Kültür-Sanat, Manşet

      Örtmeyin üstümü alın yorganı Buz tutmuş yüreğim kar bilmez beniAşkınla örülmüş yağlı urganıTakmışım boynuma dar bilmez beniAraftır cehennem cennet arasıAğırdır bilirim yürek yarası Sızlıyor göğsümün aha burası Kor olup yanmışım nar bilmez beniKaptırdım gönlümü güzel bir kulaAlıp da başımı düşmüşüm yolaSavrulup dururum hep sağa solaKendimden gitmişim gar bilmez beniUyumak imkânsız uykular haramEridi bedenim azaldı daramHer gece kanıyor sızlayan yaramBen çoktan ölmüşüm yar bilmez beniBirkan Onat ...
    • Pandemide Yeni Alışkanlığımız; Evden Çalışma

      04 Mayıs 2020 Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet

      Uzun süre evde olabilme hayalleri kuran var mıydı? Yıllarca yoğun çalışan birçok insanın hayaliydi uzun süre işten uzakta evde kalabilmek veya evden çalışabilmek. Ama böyle hayal edilmemişti. Hep o home ofice hikâyelerine bakar özenirdik.Dünyanın bütün gündemini değiştiren ve olumsuz etkileyen covid -19 salgınının yayılmasını önlemek için alınan en ciddi kararlardan biri sosyal izolasyonu yaşamımıza sokmak oldu. Sosyal izolasyon, çalışma hayatımızı doğrudan etkiledi. Çalışma hayatındaki bazı kurumlar evden çalışma modelini farklı şekille...