“Türkiye’de eğitim bekleyen 350 bin otizmli var”

“Türkiye’de eğitim bekleyen 350 bin otizmli var”

– CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık:
– “Türkiye’de eğitim bekleyen 350 bin otizmli çocuk bulunuyor. Koskoca ülkede lise mezunu 534, üniversite mezunu ise 21 otizmli çocuk var”
– “Ders zili çaldı, ben eşimle hazırlanmışım, kıyafetlerimizi giymişiz, kızımızın bütün okul ihtiyaçlarını gidermişiz, okula gidiyorsunuz ‘çocuğunuzu kabul etmiyoruz.’ Niye kabul etmiyorsunuz? ‘Öğretmen yok, şu okulda öğretmen var, oraya kaydı daha uygun olur.’ deniliyor. O okula gittik, ‘Benim altyapım, öğretmenim yok, çocuğunuz burayı kazanmamış.’ diyor. Psikolojiyi düşünün”
– “Yaşadığım bir sıkıntıyı anlatmak istiyorum, eşim ve ben bir telefon çaldığında ‘Allah’ım bu telefon okuldan gelmesin.’ diye dua eden insanlarız. Çünkü ‘Çocukta problem oldu, koşun gelin hastaneye, davranışsal problemler başladı ne yapacağımızı bilemedik.’ diye telefon gelebiliyor”
– “Otizmin tek tedavisi eğitim. Erken başlayan, yoğun, kesintisiz olan bir eğitim gerekli. Türkiye’de şu anda devlet otizmli çocuklara haftada 2 saat eğitim veriyor. Avrupa ise 40 saat eğitim veriyor ve ‘eksik olduğu alanda 2 saat daha eğitim alabilir’ diyor. Hepimizin evladı var, normal çocuklar bile haftada 40 saat eğitimle hayata tutunamazken, dershane desteği gerekirken, bu çocuklara haftada 2 saat eğitim vermek revamı dır?”

ANKARA (AA) – MEHMET TOSUN – CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, “Türkiye’de eğitim bekleyen 350 bin otizmli çocuk bulunuyor. Koskoca ülkede lise mezunu 534, üniversite mezunu ise 21 otizmli çocuk var.” dedi.

Arık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otizmli kızı Tuğçe’yi ve onun gibi binlerce çocuğu hayata tutundurmak için verdikleri mücadeleyi anlattı.

Beyin gelişimi ve işleyişindeki farklılıktan kaynaklanan otizmin, çocukluk çağlarında fark edildiğini belirten Arık, söz konusu durumun nedeni tespit edilemediği için ilaç tedavisinin bulunmadığını aktardı.

Arık, dünyada otizmin görülme sıklığının hızla arttığına dikkati çekerek, “1985 yılında her 2 bin 500 doğumdan bir çocuk otizmli doğarken, bugün 58 çocuktan biri otizmli doğuyor. Bu hızla giderse çok değil bundan 10 yıl sonra iki çocukta birinin otizmli doğacağını söyleyen araştırmalar var. Onun için hem toplum hem ülke hem de devlet olarak otizme gereken önemi vermeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“58 çocuktan biri otizmli doğuyor ama çevremize baktığımız zaman bunları göremiyoruz.” diyen Arık, toplumun otizmin ne olduğunu bilmemesi dolayısıyla otizmli çocukların evlerinde hapis hayatı yaşadığını kaydetti.

Toplumun, otizmlileri “aileleri tarafından iyi terbiye edilmemiş çocuklar” olarak gördüğünü belirten Arık, şöyle konuştu:

“Bu çocuklar aileleriyle seyahat edemezler, bir lokantada yemek yiyemezler, bir sinemaya gidip film izleyemezler. Çünkü ani bir davranış değişikliği olabiliyor. Bu ani davranış değişikliğinde bütün gözler çocuğun ve ailenin üzerine odaklanıyor. Öyle olunca da çocuk daha da hırçınlaşıyor, daha da kopuyor, daha da öfke nöbetlerine giriyor. Bunu bilen aile de çocukla beraber evinde oturuyor. Bir komşunuza, arkadaşınızın evine gittiğinizde gözler o çocuğun üzerinde oluyor bir şey mi kırıp dökecek, yanlış bir davranışta mı bulunacak diye. Bu çocukların en büyük ilacı normal bireylerle, akranlarıyla beraber olmasıdır. Toplumun, günlük hayatın içinde olmaları bu çocukların tedavisidir. Maalesef ki bunu bugün Türkiye’de yapma şansımız az. Bunun nedeni de otizmin farkında olunmaması.”

– “Kelimeleri yutuyorum, çünkü duygusallaşıyorum”

Otizmli çocukların bazen 5 basamaklı bir sayıyı kafasından çarparken, bazen de çok basit işlemleri söyleyemediğini belirten Arık, bu çocukların ve ailelerinin en büyük sıkıntısının okul çağı olduğunun altını çizdi.

Arık, kreş aşamasından başlayarak otizmli çocukların eğitim aşamasında büyük sorunlar yaşadığına işaret ederek, “Çalışan bir aileyi düşünün. Benim eşim doktor, ikimiz de çalışıyoruz, çocuğumuzun kreşte olması lazım. Kreş kreş gezdiğimizi biliyoruz. Bunu, bütün otizmli ailelerin yaşadığını biliyorum. Doğru düzgün bir kreş sizin çocuğunuzu kabul etmeyecek.” dedi.

Kreş aşamasının ardından anaokuluna başlaması gereken çocuğun bu sefer de okula kabul edilmediğini dile getiren Arık, şunları kaydetti:

“Yaşadığım bir sıkıntıyı anlatmak istiyorum, eşim ve ben bir telefon çaldığında ‘Allah’ım bu telefon okuldan gelmesin.’ diye dua eden insanlarız. Çünkü ‘Çocukta problem oldu, koşun gelin hastaneye, davranışsal problemler başladı ne yapacağımızı bilemedik.’ diye telefon gelebiliyor. Okula gittiğinizde, daha ilkokul ikinci sınıfa giden çocuğunuzun hırçınca bağırdığını, onu öğretmeninin tuttuğunu, etrafta öğretmenlerin toplandığını, ona ders veren öğretmenin ‘İşte görüyor musunuz, ben bu çocuğa nasıl eğitim vereceğim?’ dediğini görebiliyorsunuz. Sınıfta tahtaya kalkmak, eline kalem alıp bir şeyler yazmak isteyen otistik çocuğa öğretmenin ‘otur yerine, ben sana kalk mı dedim’ dediğini, arkadaşlarının güldüğünü, onu hırçınlaştırdığını düşünün. Halbuki tam tersi olsa, kendini ifade edemeyen bir çocuk tahtaya kalkmış, öğretmeni onu alkışlasa, ‘ne güzel yapıyorsun’ dese, arkadaşlarıyla onu kaynaştırsa bambaşka bir çocuk olabilir. Kelimeleri yutuyorum, çünkü duygusallaşıyorum.”

– “Bulaşıcı hastalık diye düşünen var”

Otizmli çocukların okullara alınmak istemediğini, bunun için okul idarelerinin velileri organize etmeye çalıştığını ifade eden Arık, “otizmli çocuk, benim çocuğumun okul başarısını düşürecek, bu, bulaşıcı bir hastalık” diye düşünen velilerin olduğunu söyledi.

Arık, sınıfında otizmli çocuk bulunan öğretmenlere ödüllendirici ek ücret ödenebileceğine işaret ederek, bunun otizmli çocukların okullara kabulünde önemli rol oynayacağını ifade etti.

Avrupa’da otizmli çocuklara “gölge öğretmen” verildiğini, bir sıkıntı durumunda “dinlenme odası” adı altında kurulan odalara çocuğun alınarak hırçınlığının geçirildiğini anlatan Arık, böylece çocuğun okuldan kopmasının önlendiğini dile getirdi.

Arık, ABD’nin ise “Ben, otizmli çocuklar için her bir dolar harcadığımda, bu bana 16 dolar olarak geri dönüyor.” dediğini, buna göre eğitim verdiğini aktardı.

Anne ve babaların en çok “Ben hayattan gittikten sonra bu çocuk ne olacak?” diye düşündüğünü belirten Arık, Avrupa’da bu çocuklar için yaşam merkezlerinin bulunduğunu ancak Türkiye’de bunların hiçbirinin olmadığını kaydetti.

– “Kızımın okula yerleştirilmediğini gördüm”

“Milletvekiliyim, Gölbaşı Anadolu Teknik Lisesi’ni kazanan kızımın okula yerleştirilmediğini gördüm. Burası Ankara, Türkiye’nin kalbi.” diyen Arık, bu durumu çözebilmek için dönemin Milli Eğitim Bakanı ile görüştüğünü, çocuklar ders başı yaparken kendisinin kızıyla TBMM’de basın açıklaması yaptığını anlattı.

Arık, çocukların okullara kabul edilmemesinin çok yanlış olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:

“Ne olacak bu çocukların hali? Ders zili çaldı, ben eşimle hazırlanmışım, kıyafetlerimizi giymişiz, kızımızın bütün okul ihtiyaçlarını gidermişiz, okula gidiyorsunuz ‘çocuğunuzu kabul etmiyoruz.’ Niye kabul etmiyorsunuz? ‘Öğretmen yok, şu okulda öğretmen var, oraya kaydı daha uygun olur.’ deniliyor. O okula gittik, ‘Benim altyapım, öğretmenim yok, çocuğunuz burayı kazanmamış.’ diyor. Psikolojiyi düşünün. Niye? Çünkü bu zamana kadar liseye başlayan otizmli çocuk olmamış. Kayıtları yaptırılmış ama ‘öğretmen yok’ diye geri çevrilmiş. İnsanlar da kaderine teslim olup evine geri gitmiş, hakkını aramamış. Sonradan sınıf oluşturuldu, Gölbaşı Anadolu Teknik Lisesi’nde şimdi 10 çocuk var. Oranın müdürüne de öğretmenlerine de çok teşekkür ediyorum. Çok güzel eğitim veriyorlar.”

Türkiye’de engellilere “eğitim veriliyormuş” gibi yapıldığını kaydeden Arık, “Türkiye’de otizmli çocuklar eğitim alamıyor. Eğitim bekleyen 350 bin çocuk bulunuyor. Koskoca ülkede lise mezunu 534, üniversite mezunu ise 21 otizmli çocuk var.” dedi.

– “Emekli öğretmenler eğitim veriyor”

Türkiye’de özel eğitim öğretmeni ve bunları yetiştirecek öğretim üyesi eksiğinin olduğuna dikkati çeken Arık, bu konuda Yükseköğretim Kuruluna (YÖK) ve Milli Eğitim Bakanlığına çok büyük görev düştüğünü, okullara “özel eğitim” öğretmenlerinin atanması gerektiğini vurguladı.

Arık, kızının gittiği okulda “özel eğitim” öğretmeni olmadığını, emekli olmuş, sertifika almış öğretmenlerin canla başla eğitim vermeye çalıştığını belirterek, eğitimin anayasal bir hak olduğunu, otizmli çocuklara en iyi eğitimin verilmesi gerektiğini ifade etti.

Milletvekili seçilip TBMM’ye geldiğinde ilk yaptığı işin “otizmle ilgili araştırma önergesi” vermek olduğunu, “araştırma komisyonu kurulması” önerisinin reddedildiğini hatırlatan Arık, “O dönem AK Parti Milletvekili Necdet Ünüvar ile görüşüp durumu anlattım. O da hak verdi. Ünüvar’ın da katkılarıyla, siyasi partilerin ortak önerisiyle ‘Otizm Araştırma Komisyonu’ kuruldu ve şu anda da çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.” diye konuştu. Arık, şunları kaydetti:

“Otizmin tek tedavisi eğitim. Erken başlayan, yoğun, kesintisiz olan bir eğitim gerekli. Türkiye’de şu anda devlet otizmli çocuklara haftada 2 saat eğitim veriyor. Avrupa ise 40 saat eğitim veriyor ve ‘eksik olduğu alanda 2 saat daha eğitim alabilir’ diyor. Hepimizin evladı var, normal çocuklar bile haftada 40 saat eğitimle hayata tutunamazken, dershane desteği gerekirken, bu çocuklara haftada 2 saat eğitim vermek reva mıdır? Haftada 2 saat eğitim veriliyor ama haftada 40 saat eğitim alan, normal gelişen bireylerle aynı sınavlara tabi tutuluyor. Burada vicdan yok. İşte kızımın gittiği bir teknik lise. Teknik liseden mezun olan normal bireye ‘ilgili alanda, bağımsız olarak işyeri açabilirsin’ deniyor ama orada otizmli bireye ‘sen, özel eğitimle gelmişsin, açamazsın’ deniyor. Bu çifte standartların, negatif ayrımcılıkların kaldırılması gereken çalışmaları yapmamız gerekiyor.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM