logo

    Rüya Görüyor musunuz?


    Murat ŞİT
    muratsit@gmail.com

    Peygamber Efendimiz ( s.a.v) : Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü: şeytan benim suretime giremez, buyurmuştur.
    Yine Peygamber Efendimiz Rüyalar ile ilgili bir başka Hadisi Şeriflerinde: Rüya üç kısımdır. Biri Allah’tan bir müjdedir. Biri nefsin konuşmasıdır. Biri de şeytanın korkutmasıdır.
    Rüya gördüm dediğinizde aslında bir âlemden bir başka âleme dalıyorsunuz. Dünyadaki herkes ama herkes uykuya daldığında mutlaka rüya görür. Ama kimi sabah yandığında rüyasını hatırlar kimi ise hatırlamaz. Ben rüya görmüyorum diyen kişi aslında rüya görüyor fakat uyandığında rüyasını hatırlamadığından rüya görmüyorum zannetmektedirler.
    Evet, Asıl ilginç olan nedir biliyor musunuz? Görmek. Biz görmeyi göz denen organımızla yaparız. Uyanık iken görmeyi gözümüzün yardımıyla gerçekleştirmekteyiz. Peki, rüyada görmek nasıl oluyor? Yani uyuduk. Rüya görüyoruz. Peki de bu rüyayı nasıl görüyoruz. Uyuduk gözümüzü kapattık. Uykuda gözümüz kapalı. Ama biz gözümüz kapalı iken rüya görüyoruz. Demek ki neymiş. Görmek için göz gerekmiyor. Aslında Göz dediğin bir et parçası değil mi?
    Et parçasına görmeyi sağlayan kim? Kimdir bir et parçasına görmeyi sağlayan? Uyanıkken görmemizi sağlayan göz, Uykuda iken kapalı ve hiçbir şey görmüyor. Ancak göz kapalı ve hiçbir şey görmüyor olmasına rağmen, biz rüya görüyoruz. Yani rüyada gördüklerimizi göze ihtiyaç olmadan görüyoruz.
    Yine bir başka husus, sabah namazına uyanmak için, sabah işe gitmek için çalar saatimizi ya da telefon alarmımızı kuruyoruz ki o çaldığında duyalım ve uyanalım. Telefon çaldığında ya da kapı zili çaldığında duyabilen kulağımız, gördüğümüz rüyalardaki sesleri işitmiyor. İşitme organımız olan kulak rüyadaki sesler için işlevsel değil. Rüyada sesler işitiyoruz. Ancak o seslerin hiç birini duyma organımız olan bu kulaklarımızla yapmıyoruz.
    ​Başımızı yastığa koyduğumuzda artık burada değil, sanki bambaşka bir âlemdeyiz gibi. Sanki bir eşik var, bir çizgi var. Ve O çizgiyi aşıp yaşam ile ölüm arasında bir yerde oluyoruz. Hiç tanımadığımız bir âlem. Yâda her gün gördüğümüz için çok tanıdık bir âlem. Orada bir sürü insan görüyoruz. Şaşırıp kalıyoruz gördüklerimiz karşısında. Birçok şeyi aynı anda görüyor ve yaşıyoruz. Bazen coşuyoruz. Bazen koşuyoruz. Bazen uçuyoruz. Bazen yüzüyoruz. Bazen üzülüyor, bazen seviniyoruz. Bazen ağlıyoruz. Yani tarifi imkânsız duygular diyarıdır rüyalar âlemi. Gerçek hayatta hiç gitmediğimiz yerlere memleketlere gidiyoruz. Bazen gerçek hayatta imkânsız olan şeylerde rüyada yapar ve yaşarız. Mesela havada uçmak gibi, suyun üzerinde yürümek gibi…
    ​Birde şu var. Herkes aklının, gönlünün, kalbinin kalitesine göre rüya görür. Rüyasında o ölçüde kişilerle karşılaşır.
    Başta da ifade ettiğimiz gibi uyuyan herkes mutlaka rüya görüyordur. Ben rüya görmüyorum diyen kişi gördüğü rüyaları uyandığında hatırlamadığından rüya görmediğini zan etmektedir. Ancak rüyayı hatırlamamasının sebepleri vardır. Bu sebeplerden biri yediğimiz gıdalarla alakalıdır. O gıdalar ise: soğan, sarımsak ve balıktır. Eğer balık, soğan ve sarımsak yiyorsanız bu besinler gece uyuduğunuzda gördüğünüz rüyaları sabah uyandığınızda hatırlamamanıza sebep olmaktadırlar. Şimdi bunu merak ettiğinizi ve ‘ne alaka’ dediğinizi duyar gibiyim. Tabi bunun bilimsel olarak izahını kitaplarda uzun uzun anlatılmaktadır. Ben kısaca şöyle ifade edeyim: soğan sarımsak ve balıktaki besinler epifiz denilen bezin çalışmasına etki ediyor. Bunlar üçüncü göz dediğimiz alnımızın hizasındaki beyin bölgesindeki çam kozalağı görünümündeki yapıyı etkiliyor ve köreltiyor. Bundan dolayı da uykuda gördüğümüz rüyaları uyandığımızda hatırlayamıyoruz.

    Rüyalar ile ilgili ilginç iki şey daha ifade ederek yazımı bitirmek istiyorum. O da şudur: birincisi uyandığımızda saatlerce anlattığımız rüyayı aslında yapılan araştırmalara göre yirmi saniyeden daha az süre içerisinde görüyormuşuz. İkincisi ise Rüyada gölge, koku ve küfretmenin olmadığıdır.
    Mevlana Celaleddin Rumi ise uyku ve rüyalar ile ilgili: Her gece ten tuzağından ruhları kurtarmakta, tahtaları sökmektesin. Ruhlar her gece bu kafeste kurtulurlar, ne kimsenin hâkimi nede mahkûmu olmayarak feragate ulaşırlar diyor. Selam ve dua ile…

    Murat ŞİT

    Etiketler: » »
    Share

    İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

    • Teknolojiden Kurtulmayı Başaran Bayramlarımız…

      24 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet, Teknoloji

      Yaşanan her şeyin bir nedeni varmış meğer. Hiçbir sıkıntı sebepsiz değilmiş. Bayramlaşmayı unutup tatile dönüştürmüştük oysa. Arayıp sesimizi duymak yerine toplu mesajla ne de kolay çözüyorduk bu sorunu. Ne de olsa teknoloji var ne de olsa bunlar eski kültürden kalma formalitelerdi. Ve modern dünyanın gündeminde bile değildi. Birden bir şey oldu. O kültür bu kültür diye ayırt etmeden birden ışıklar söndü. Hayat yavaşladı. Koca dünyaya sığdıramadığımız hayatı eve sığdırmayı zorla da olsa başardık. Kimimiz 600 m2 ye kimiz 60 m2 ye.. ama çok büyü...
    • Gelin bir çocuğun kalbine girelim

      14 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet

      Ramazan ayının 15. günü Dünya Yetimler Günü. Her ne kadar Ramazan ayını bu yıl Korona Virüsün gölgesinde sönük olarak geçirsek te, Ramazanın simgesi olan Teravih namazları kılınmasa da, Müslümanların cem olduğu toplandığı, toplu kıldıkları namaz olan Cuma namazları kılınmasa da oruçlar tutulmakta ve Ramazanın manevi atmosferi hissedilmeye çalışılmaktadır.Dün başladığımız Ramazanın bu gün 15. günü olmuş. Günler su gibi akıp gitmekte. Ramazanın 15’i olunca “Dünya Yetimler Günü” geldi aklıma. Dünya Yetim Günü nasıl belirlendi?2013 yılın...
    • Bilmez Beni

      14 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Kültür-Sanat, Manşet

      Örtmeyin üstümü alın yorganı Buz tutmuş yüreğim kar bilmez beniAşkınla örülmüş yağlı urganıTakmışım boynuma dar bilmez beniAraftır cehennem cennet arasıAğırdır bilirim yürek yarası Sızlıyor göğsümün aha burası Kor olup yanmışım nar bilmez beniKaptırdım gönlümü güzel bir kulaAlıp da başımı düşmüşüm yolaSavrulup dururum hep sağa solaKendimden gitmişim gar bilmez beniUyumak imkânsız uykular haramEridi bedenim azaldı daramHer gece kanıyor sızlayan yaramBen çoktan ölmüşüm yar bilmez beniBirkan Onat ...
    • Pandemide Yeni Alışkanlığımız; Evden Çalışma

      04 Mayıs 2020 Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet

      Uzun süre evde olabilme hayalleri kuran var mıydı? Yıllarca yoğun çalışan birçok insanın hayaliydi uzun süre işten uzakta evde kalabilmek veya evden çalışabilmek. Ama böyle hayal edilmemişti. Hep o home ofice hikâyelerine bakar özenirdik.Dünyanın bütün gündemini değiştiren ve olumsuz etkileyen covid -19 salgınının yayılmasını önlemek için alınan en ciddi kararlardan biri sosyal izolasyonu yaşamımıza sokmak oldu. Sosyal izolasyon, çalışma hayatımızı doğrudan etkiledi. Çalışma hayatındaki bazı kurumlar evden çalışma modelini farklı şekille...