logo

    Dedem mi? O da kim?


    Ubeyde ALKAN
    ubeydealkan@gmail.com

    Tarih 18 Mart 2019
    Sabah töreni için tüm okul dışarıda sıra olmuş. Hava güzel ve yumuşak. Her tarihi önemli günlerde olduğu gibi günün anlam ve önemine binaen konuşma yapmak gerek.
    Konuşmaya o zamanın şartlarını anlatmaya çalışarak başladık.
    Düşman dört bir yandan saldırıyor. Tek bir devlete karşı dünya birleşmiş boğazı geçmek istiyor. Bizler ise türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle tek vücut, yek vücut olmuş “ Çanakkale Boğazı Geçilmez” destanını yazmak için varımızla, yoğumuzla savaşıyoruz.
    Tek bir savaş yok ki. Vatanımızın tüm cephelerinde savaş devam ediyor. Dört bir yandan savaşa dahil olmuşuz. Savaşacak askerler, evlatlarını, analarını, babalarını, bacılarını, bir daha göremeyecek olduklarını bile bile “ Evlatlarımız anasız, babasız yaşar ama VATANSIZ yaşayamaz”  düsturuyla can siparene savaşıyorlar. Ülke olarak ekonomik zorlukta var. Askere yedirecek yemek bulunamıyor. Çanakkale cephesinde kuru ekmek ve üzüm hoşafı (o da varsa) akşam yemeğinde yiyorlar. Öğle yemeği diye bir durum söz konusu bile değil.
    Burada tarih anlatacak değiliz. Bu konuları sosyal bilgiler öğretmenlerimiz derslerinde fazlasıyla anlatmaya çalışıyorlar.
    Ve öğrencilere diyoruz ki!
    Bugün 18 Mart Çanakkale Zaferi destanının yazıldığı gün. Dedelerimiz, bugün bu sabah burada rahat bir şekilde okula gelebilmemiz için mertebelerin en yücesi olan şehitliğe ulaştılar. Bizler de bugün onları yad etmek, duygularını bir nebze olsun hissedebilmek amacıyla öğle yemeğinde onların menüsünü uygulayacağız.  Dedelerimizin öğle yemeği de yoktu ama bizler bu öğlen buğday çorbası ile üzüm hoşafı yiyeceğiz.
    Bunları anlatırken boğazımız düğümleniyor, gözlerimiz doluyor.
    Öğrencilerimizden de benzer tepkiler beklerken! büyük bir uğultu, oflayıp, puflamalar, aralardan duyulan “Bu nereden çıktı şimdi ya, karnımız doymayacak, bugün aç kaldık söylentileri…”
    Bizler büyük bir şok içerisindeyiz.
    Kahramanlıklar, fedakarlıklarla dolu bir ecdadın torunları bunları nasıl söyler diye düşünüyoruz…
    Bizler nerede hata yapıyoruz.
    Çocuklarımıza Seyit Onbaşının koca mermiyi nasıl kaldırdığını anlatmaktansa, yabancı filmlerdeki Süpermen’in koca dağları nasıl yerle bir ettiğini izletip özendiriyoruz.
    Nene Hatun’un tarihteki yaptıklarını okumaktan öteye geçemedik ama batılıların ortaya çıkardığı hayali kadın kahramanların filmlerini ağzımız açık izledik.
    600 yıl boyunca 3 kıtaya hükmeden ecdadımızı Sosyal Bilgiler dersinde fetihleri ve anlaşmaları ile geçiştirirken bunun yanında neredeyse hareminden çıkmayan sultanların dizilerini izleterek yalan yanlış öğrenmelerine engel olamadık.
    Türkülerimiz-ağıtlarımızı dinlemeyi bırakalım duymaktan imtina ederken, çocuklarımız şarkıcıların hayatlarını, şarkı sözlerini ezbere bilip, onlara ulaşamadıkları için göz yaşı döken bir nesil oldu.
    Bunlar yaşanırken bizler kendimiz ne yaptık. Sadece uzaktan izledik hoş gördük, zamane nesli dedik.
    Sonucunda dedelerini tanımayan, bir tabak çorba ve hoşaf yemekten rahatsız olan bir nesil ortaya çıktı. Ve gittikçe daha da geriye giden, ecdadını bilmeyen, öğrenmeyen, öğrenemeyen bir nesil geliyor.
    Gelin hep birlikte çalışalım, çabalayalım.
    Kesinlikle yeterli değil ama en azından dedelerinden bahsedildiğinde gözleri dolan bir nesil olsun.
    Hani bir reklamda çocuk eve gelip annesine diyordu ya.
    Çoookk çalışmam gerek anne çookk.
    Bende aynen öyle düşünüyorum.
    Çoookkk çalışmamız gerek çoookkk….

    Etiketler: » » » »
    Share

    İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

    • Teknolojiden Kurtulmayı Başaran Bayramlarımız…

      24 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet, Teknoloji

      Yaşanan her şeyin bir nedeni varmış meğer. Hiçbir sıkıntı sebepsiz değilmiş. Bayramlaşmayı unutup tatile dönüştürmüştük oysa. Arayıp sesimizi duymak yerine toplu mesajla ne de kolay çözüyorduk bu sorunu. Ne de olsa teknoloji var ne de olsa bunlar eski kültürden kalma formalitelerdi. Ve modern dünyanın gündeminde bile değildi. Birden bir şey oldu. O kültür bu kültür diye ayırt etmeden birden ışıklar söndü. Hayat yavaşladı. Koca dünyaya sığdıramadığımız hayatı eve sığdırmayı zorla da olsa başardık. Kimimiz 600 m2 ye kimiz 60 m2 ye.. ama çok büyü...
    • Gelin bir çocuğun kalbine girelim

      14 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet

      Ramazan ayının 15. günü Dünya Yetimler Günü. Her ne kadar Ramazan ayını bu yıl Korona Virüsün gölgesinde sönük olarak geçirsek te, Ramazanın simgesi olan Teravih namazları kılınmasa da, Müslümanların cem olduğu toplandığı, toplu kıldıkları namaz olan Cuma namazları kılınmasa da oruçlar tutulmakta ve Ramazanın manevi atmosferi hissedilmeye çalışılmaktadır.Dün başladığımız Ramazanın bu gün 15. günü olmuş. Günler su gibi akıp gitmekte. Ramazanın 15’i olunca “Dünya Yetimler Günü” geldi aklıma. Dünya Yetim Günü nasıl belirlendi?2013 yılın...
    • Bilmez Beni

      14 Mayıs 2020 Genel, Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Kültür-Sanat, Manşet

      Örtmeyin üstümü alın yorganı Buz tutmuş yüreğim kar bilmez beniAşkınla örülmüş yağlı urganıTakmışım boynuma dar bilmez beniAraftır cehennem cennet arasıAğırdır bilirim yürek yarası Sızlıyor göğsümün aha burası Kor olup yanmışım nar bilmez beniKaptırdım gönlümü güzel bir kulaAlıp da başımı düşmüşüm yolaSavrulup dururum hep sağa solaKendimden gitmişim gar bilmez beniUyumak imkânsız uykular haramEridi bedenim azaldı daramHer gece kanıyor sızlayan yaramBen çoktan ölmüşüm yar bilmez beniBirkan Onat ...
    • Pandemide Yeni Alışkanlığımız; Evden Çalışma

      04 Mayıs 2020 Güncel, Haberler, Köşe Yazarları, Manşet

      Uzun süre evde olabilme hayalleri kuran var mıydı? Yıllarca yoğun çalışan birçok insanın hayaliydi uzun süre işten uzakta evde kalabilmek veya evden çalışabilmek. Ama böyle hayal edilmemişti. Hep o home ofice hikâyelerine bakar özenirdik.Dünyanın bütün gündemini değiştiren ve olumsuz etkileyen covid -19 salgınının yayılmasını önlemek için alınan en ciddi kararlardan biri sosyal izolasyonu yaşamımıza sokmak oldu. Sosyal izolasyon, çalışma hayatımızı doğrudan etkiledi. Çalışma hayatındaki bazı kurumlar evden çalışma modelini farklı şekille...